'Hazine Odamız' Kalbimiz

Peygamberimiz(sav), vücutta bir et paçasının bulunduğunu, bu et parçasının iyi olduğunda tüm vücudun iyi olacağını; kötü olduğunda ise tüm vücudun kötü olacağını buyurmuştur. Bu et parçasının da kalp olduğunu belirtmiştir.

Kalp neden önemlidir? Kalbin ne özelliği var ki dinimiz kalbin üzerinde bu kadar durmaktadır? Kalbi değerli kılan şey, onun Allah için yaratılmış olmasıdır. Kalp ancak Allah’a layıktır. Allah bizim dış görünüşümüze bakmayacak. Anne-babamızın kim olduğuna, hangi ırktan olduğumuza bakmayacak. Ne kadar paramızın olduğuna da bakmayacak. Allah sadece bizim kalbimize bakacak. Çünkü Allah’ın bizi sorumlu tuttuğu şey kalbimizdir. Bunun dışındakiler bizim elimizde olan şeyler değildir. Dış görünüşümüzü kendimiz seçmedik, hangi ırktan olacağımızı biz belirlemedik, rızkımızı da kendimiz ayarlamıyoruz. Ancak kalbimizi terbiye edebiliyoruz. Kalbimizde neyin yer edeceği bizim elimizdedir. Bunun içindir ki rabbimiz bizim kalbimizde ne olduğuna bakıyor.

Ben kalbi bir hazine odasına benzetirim. Hazine odasına ancak mücevher, altın, pırlanta konur. Boş ve değersiz şeyler olmaz hazine odasında. Aynı bunun gibi, kalbe de ancak ve ancak Allah layıktır. Allah’tan başka hiçbir bir şey kalbe layık değildir. Nasıl ki bir hazine odasına çer-çöp konulmuyorsa kalbe de Allah’tan başkası konulmaz. Eğer başka sevgiler yer ederse o kalpte, yukarıda dediğimiz gibi hazine odasına çer-çöp koymak gibi olur. Bunlar da hazine odasının hiçbir kıymetini bırakmıyor. Dolayısıyla Allah’ın yer etmediği kalbin hiçbir kıymeti yoktur.

Kalp, Allah’ın bize vermiş olduğu en yüce duyguları taşıyor. İnsan aşık olduğunu kalbine koyar. Veya kalbinde olana aşık olur. Ve o aşk, insana mükemmel şeyler yaptırabilir. Bir aşık, -aşk-ı mecazi olmasına rağmen- sevdiği uğruna fedakarlık yapıyor. Hatta -ne acıdır ki- sevdiği için ölenler bile var. Çok yazık... Allah sana bunun için mi verdi aşk duygusunu? Sen aşık olman gerektiğine aşık olmadın. Sen Allah’a aşık olmalıydın ki karşına çıkacak imtihanlarda o aşkın sana fedakarlıklar yaptırabilseydi. O aşkın sayesinde Allah’ın rızasını kazanacaktın. Ama kaybettin... Allah’ı da, sevdiğin kişiyi de kaybettin. Bir insan eğer kalbine Allah’ı koymaz başka birini koyarsa Allah’ı da kalbindekini de kaybeder.

Allah kulunun sadece kendisini sevmesini ister. Kulunun kendisinden başkasını sevmesinden razı olmaz. Bir kul eğer bir şeyi çok severse Allah da o yönden imtihan eder. İmtihan eder ki, sadece kendisine yönelsin. Dünyanın değersizliğini anlayıp kalbinde ona karşı bir sevgi oluşmasın. Hz. İbrahim’in kıssasını hatırlayalım. Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i çok seviyordu. Allah da onu oğluyla imtihan etti. Rüyasında birçok defa Hz. İsmail’i kestiğini görüyordu. Bir peygamberin böyle bir rüya görmesi onun için bir emirdir. Allah Hz. İbrahim’i teslimiyetle imtihan ediyordu. Oğlunu mu tercih edeceğini yoksa Allah’ı mı tercih edeceğini denedi Allah. Oğlunu kesmesini emretmemişti aslında. Çünkü bıçak İsmail’i kesmedi. Hz. İbrahim imtihanı kazanınca Allah koç indirdi. Hz. İbrahim, Allah’tan daha çok hiçbir şeyi sevmediğini kanıtlamış oldu. Allah, bizlere de bu olay vesilesiyle bayram ilan etti.

Hz. İbrahim’in bu mükemmel kıssasında ne güzel hikmetler yatıyor. Hepimizin kesmeye korktuğu bir 'İsmail’i vardır. İşte rabbimiz ‘İsmaillerimiz’ konusunda bize yol gösteriyor bu kıssada. Evet, hayatımızda çok sevdiğimiz şeyler var. Kaybetmekten korktuğumuz, bir zarar gelmesinden endişelendiklerimiz var. İşte bunlarla bizi imtihan ediyor rabbimiz. Onların değersiz olduğunu bize göstermek istiyor Allah. Maalesef bizler girdiğimiz imtihanların hikmetini anlayamıyoruz. Rabbimizin bizim iyiliğimizi düşündüğünü anlayamıyoruz. Hissetmiyoruz imtihanların ardındaki o ilahi eli. Bu yüzden de teslim olamıyoruz Hz. İbrahim gibi...

İmtihanlarda yapmamız gereken tek şey teslim olmaktır. Rabbimiz bizden sadece teslim olmamızı istiyor. Sadece Allah’ın önüne hiçbir şeyi geçirmediğimizi ispatlamamız gerekiyor. İşte bunu başarınca Allah rahmet ediyor. Kulunun kendisine teslim olduğunu görünce Allah, önündeki zorlukları birden ortadan kaldırıyor. Elbet sizin de olmuştur çok zor zamanlarınız. Hiçbir çıkış yolunun kalmadığını hissettiğiniz anlar... İşte o zamanda Allah bir olay yaratıyor ve her şey tersine dönüyor. Bütün kapıların açıldığını hissediyorsunuz. İşte aynen böyle. Hz. İbrahim’in oğlunu kesmekten başka bir çıkış yolu yok gibi görünse de;  Allah’a teslim olunca hem oğlu kendisine bağışladı, hem de bayram oldu bizlere. Teslimiyeti başardığımız zaman, Allah işlerimizi kolaylaştıracaktır. Yükümüz bir anda hafifleyecektir.

Evet kardeşim, rabbimizin karşımıza çıkardığı imtihanların anahtarı teslimiyettir. Peki ya nasıl teslim olacağız? İşte bunun cevabı da başta söylediklerimizdir. İnsan kalbine Rabbinden başkasını koymayınca imtihanları kolaylıkla geçer. Rabbine duyduğu aşk, onu imtihanlardan geçirecek teslimiyeti göstermesini sağlar. Biz sadece Rabbimize aşık olalım, o aşk bizi cennete kadar götürecektir. Ama kalpte Allah’tan başka sevgiler yer edince imtihanlar birer işkence gibi gelir insana. Hatta -Allah korusun- isyana bile götürür adamı. Çünkü böyle kimseler Allah’ın neden imtihan ettiğini anlamaz. Allah’ın aslında merhametinden dolayı imtihana soktuğunu anlayamaz ve kaybeder... Dolayısıyla muhabbetullah, insanın imtihanları kazanmasını kolaylaştırmaktadır.

Rabbimiz bizlere muhabbetullaha ulaşabilmeyi nasip eylesin. Girdiğimiz imtihanlarda teslimiyet gösterenlerden olmayı bizlere nasip eylesin. Kalbimizde O’ndan başka sevgilerin yer etmesine müsaade etmesin. Anlattığını yaşayan, yaşadığını anlatanlardan eylesin bizleri...

Her ne kadar bunları anlatmaya kelimeler aciz kalsa da inşaallah aklımdan geçenleri ifade edebilmişimdir. Allah’a emanet olun...

Yorumlar